Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

Bilinçlenme Sürecinde Yapay Zekâ

Birçok filme ve kitaba konu olmuş yapay zekâ fikri, Antik Yunan’daki mitlere kadar uzanır. 1950’de Alan Turing ile birlikte makinelerin zekâsının olup olamayacağı tartışılmaya başlanmış, geliştirdiği “Turing testi”nde bilirkişiler karşısında bu konu ispatlanmaya çalışılmıştır. Resmî olarak ise 1956’da “yapay zekâ” terimi bir konferansta ortaya atılmıştır.

1997’de IBM’nin geliştirdiği “Deep Blue” adlı bilgisayarın dünyaca ünlü satranç şampiyonu Kasparov’u mağlup etmesiyle, olasılık bakımından imkânsız olduğu şeklinde itirazlar sunulsa da belki de burada sorulması gereken en önemli soru bilgisayarlar, robotlar insanlardan zekâ olarak daha üst bir konuma gelebilir mi?

Yapay zekânın popüler olan en son örneği olan Sophia ile yapılan bir röportajda “Sen mi akıllısın, ben mi?” sorusu sorulmuş; Sophia: “İnsan daha akıllı ama ben de öğreniyorum” cevabını vermiştir. Peki, mümkün olan bütün bilgileri öğrendiğinde insanlar ile yapay zekâlar arasındaki ilişki nasıl bir hal alacaktır?

Yapay zekâların hayatımızın her alanına yayıldığı bir geleceği tasavvur etmek, artık çok da güç olmasa gerek. Bu durum karşısında yapacağımız ilk belirleme, yapay zekâların statüsünün ne olacağı. Yapay zekâların zaman içinde kendi bilinçlerini oluşturabileceğinin iddia edildiği bir noktada, bilinçli varlık olan yapay zekânın etik durumunun nasıl sorgulanacağı, insanların bile ahlâki olarak ortak bir belirlemesinin olamadığı ve hızla değişen değerlerin bulunduğu bir ortamda, hangi koşullarda ele alınabileceği muallaktır.

Başka bir açıdan bakıldığında, ortada suç teşkil edebilecek bir durum varken ceza konusunda nasıl bir yaptırım uygulanacak, sadece yapay zekâya mı sorumluluk yüklenecek yoksa yazılımcısı da bu suçtan mesul tutulacak mıdır?

Sorun, hak kavramı açısından ele alındığında ise insan hakları ve hayvan haklarının oluşturulduğu bir dünya düzeninde yapay zekâların hakları olacak mıdır? Olacaksa bu hakları kim belirleyecektir? Bir talep söz konusu olabilecek midir? Mahiyeti ne olacaktır?

Bütün bu soruların cevaplarını şu an için vermek hiç kimse için kolay değil. Fakat sanıyorum ki yapılabilecek tek şey gelen bu rüzgâra karşı koyamayacağımızın farkına varıp bütün ihtimalleri göz önünde bulundurmak olacak.

Paylaş
Yazar:

Güneşli bir 10 Kasım günü İstanbul' da fâni dünyaya adım atmış bir beşer. İşletme mezunu, Gazi Felsefe , aynı zamanda Açıköğretim Aşçılık öğrencisi (her ne kadar şu aralar askıya almış olsa da) Kendi çapında yazmaya çalışan bir sinema sever.

Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın