Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
Ana SayfaEdebiyat

Edebiyat

Sevgiyi görsek Tanrı'yı görürdük insanın yüzünde. Tanrı sevgiden ibaretti. Ruhu doğrudan şaşanlar meşrulaşınca her şey gizlendi. Tanrı gücendi yolunu kaybedenlere ve onur bahşetti gizlenen her şeye. Bense bir köşeye çekildim sessizce. Yanıma birileri geldi. Kimdiler, neredeydik, kaç kişiydik? Önemli değil. Onları yazmak istiyorum. Onları unutmak

Edebiyat gayesi gütmeden kaleme alacağım bu seri, bizzat yol haritamızı çizmek içindir. Biz neyiz? Niçin kurulduk, bahsedebileceğimiz bir “biz” tanımı hangi şartlar altında oluştu? İşte bilhassa değinmemiz gereken sorular bunlar olsa gerek. Biz; talebeyiz, iştahlıyız. Evet, talep ediyoruz, gözümüz dönmüş. Talep ediyoruz; geleceğimizi, medeniyeti, hakikati. Hakikatin

          Öylece. Haklılıkla oturuyordu olduğu yere. Sanki zincirle bağlanmış gibiydi. Haksızlıkla bir şekilde baş edebilen insan, konu haklılık olunca ne yapacağını bilmemekte ısrarcıydı. Haklı olmanın en büyük zorluğu da buydu belli ki. Üstelik haklı olmak bir şeyleri değiştirmeye de yetmiyordu. Duyduğu cümleler sanki beynine ulaşamadan anlamını

 Nedir zorları bilmem; yaralardan oluk oluk Akan kanlarla yıkanmak mı, Yoksa yeni bir Golgotha yaratmak mı? Macbeth, I, ii, 45-48 i -           Kendimi bütün susuşlardan men edip aflar diliyorum. “af” ne soytarıca bir kelime. Dilime yakışıyor mu, gözlerimdeki arsız bakış, beni ele vermiyor mu? Misliyle kalkacağım ayağa, misliyle kuşanacağım

          Şeytan insanın kalbinden tanrıya sığındı. Bugün. Boğazımıza kadar borçluyuz kendimize. Bugün. Insan insanın kafasında umutlar kurdu. Tabanlarımıza kadar dünden alacaklıyız.           Gökle toprak arasında bir yer beğendi. Burası benim, dedi. Onu oraya koydular. Eşya gibi. Aldılar, götürdüler, bıraktılar. Kirpiklerinden yuva yapan kuşların yuvaları söndü. O yer kısır

Uzatmak çoğu insana göre basit bir var olma çabası gibi gelirdi bana. Fazlaca kelime dudaklardan çıkıp havaya karışınca en basit hece hep seyyahları ezerdi, şahsi tecrübemden biliyordum. Ne yalan söyleyeyim böyle olmasına karşılık ne seyahat etmekten vazgeçtim ne de kurşun kalemlerden. Lakin bu kararı Mısırlı

          Sen yarım bir delisin, herkesteki gözlerin hiç kimseye bakmıyor. Bulut bulut parmakların var, kar kar olup tane tane yağıyor.           Burada kör nişancının sözleri sefillerin kulak arkasında uyuyor. Burada karanlık, burada teni soyulmuş elmaların kopuk saplarından gök kopuyor. Burada yol. Yol benim. Burada ayak. Ayak benim.           Gidemediği her

          Merhaba, dedi bir kişi diğer bir kişiye. Kendilikleri düştü uzattıkları ellerinden.  Yer buldular, susacak. Yurt buldular ağıtları taş alınlı putlarının belden aşağısında kurumuş.           Merhaba, dedi bir kişi bin kişiye. Et buldular, yiyecek. Ekmek bir dilim cesetli kara parçası, su bir yudum kan  oralarda.           Merhaba, dedi bin kişi