Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

FMA: Brotherhood – Sözün Bittiği Anime | Dizi İncelemesi #1

Fullmetal Alchemist ya da kısaca FMA, dünyaca ünlü, mangadan doğma bir Japon çizgi dizisi. IMDB’de listeleri zorlayıp Japonya çıkışlı en iyi anime olarak görülmeye devam ediyor. Farklı bir gezegende geçen kurgusu ve simyacıları akıl alamayacak şekilde ele almasıyla kendisine eşsiz dedirten bir anime olduğu su götürmez bir gerçek. Şahsen, sadece anime olarak değil, izlediğim bütün diziler arasında ilk beşte yer alabilecek bir konumda. Diziyle ilgili teknik bilgilere çok fazla değinmekten ziyade diziyi kendi görüşlerimle değerlendirmek bu yazı için daha uygun olacaktır.

FMA: Brotherhood’u üç alt başlık altında inceleyeceğim: Dünyası, Olay Örgüsü ve Büyü Sistemi. En başta hikayemize hayat veren ve perspektif katan bu renkli dünyadan bahsetmem, sizi sonraki başlıklara daha iyi hazırlayacaktır.

1. Fullmetal Alchemist: Brotherhood’un Dünyası

Tüm hikaye olayların gerçekleştiği mekan olan Amestris isimli ülkede geçiyor. Bu ülke beş ana bölgeden oluşup ordu tarafından yönetiliyor. Doğu’dan Gelen Filozof sayesinde -ki bu karakterin kim olduğunu ilerleyen bölümlerde öğreniyorsunuz- ülke şekle girip komşu ülkelerinden de aldığı toprakla tam bir kendi kendini yöneten devlet haline geliyor. Ülkenin başkenti Central City olmasına rağmen diğer beş bölgenin de kendi içlerinde başkentleri bulunmakta.

Ülkede ulaşımın büyük bir kısmı demir yoluyla sağlanıyor. Öyle ki diziden sonra trenlere karşı bir sempati beslemeye başlıyorsunuz. Bunun yanında arabalar ve binek hayvanlar da kullanılıyor. Dünyanın tarihi ve teknolojisi bizim dünyamızla eş zamanlı ilerliyor. 1900’lü yılların başlangıcında geçen hikaye bizi büyü ve teknolojinin hoş bir uyumuyla da karşılaştırıyor.

Dizinin dünyası size en başta basit gelebiliyor. Zaten haritadan da gördüğünüz üzere çok basit bir çizime sahip. Ancak ardındaki tarih ve hikayeler zaten rengarenk olan dünyayı daha da fazla renklendirip gerekli detaylar ekliyor. Şahsen, yaşamak isteyeceğim bir ülke kesinlikle Amestris.

2. Fullmetal Alchemist: Brotherhood’un Olay Örgüsü

Dizi Elric Kardeşler olarak geçen Alphonse ve Edward’ın maceralarını anlatıyor. Babaları, Elric Kardeşleri çok ufak yaşta belirli sebeplerden dolayı terk edip genç annelerini iki çocukla birlikte yalnız bırakıyor. Çocuklar yine ufak yaşlarındayken, annelerini bir hastalık yüzünden kaybediyorlar.  Hikaye de buradan sonra başlıyor.

Kardeşler, yetenekli oldukları simya üzerinde aylarca çalışmalar yaparak annelerini geri getirmenin bir yolunu arıyorlar. Daha sonra bir insanın bedenine eş değer bütün mineralleri ve diğer gerekli objeleri bulup bir Değişim Dairesi’yle annelerini diriltmeye çalışıyorlar. Annelerinin ruhunu çağırmak için iki kardeş de işaret parmaklarından kendi kanlarını dairenin ortasına damlatıyorlar. Değişim başladığındaysa bazı şeyler ters gidiyor.

Damlattıkları kanı yeterli bulmayan Eşit Takas Kanunu, Edward’ın sol bacağını alırken Alphonse’un bütün bedenini yok ediyor. Bu sırada Edward Gerçek’i görüyor ki bu varlık ilerleyen zamanlarda da fazlasıyla karşımıza çıkıyor. Gerçek, Edward’a bazı şeyleri hızlı bir şekilde gösterip onu dünyaya bir bacağı eksik bir şekilde geri yolluyor. Edward da kardeşinin ruhu hazır yok olmamışken onu odanın bir tarafında duran bir zırha çağırıp tekrardan yaşamasını sağlamak için sağ kolunu feda ediyor. Böylece bir kardeşin bedeni, diğer kardeşin de bir bacağı ile bir kolu yok olmuş oluyor. Peki ne pahasına?

Edward, Dairenin ortasına baktığında insanla uzaktan yakından alakası olmayan bir varlık görüyor ve varlık tam ağzını açtığında kan kusarak ölüyor. Edward o anda hiçbir insanın diriltilemeyeceğini öğreniyor.

Edward fazla kan kaybından bayıldıktan sonra Alphonse bedensiz zırhın içinde uyanıyor ve kardeşinin kanlar içinde olduğunu görüyor. Automail adı verilen metal kol ve bacak yapan komşuları Winry, büyükannesiyle beraber Edward’a metal bir kol ve metal bir bacak yapıyor. Edward bir Devlet Simyacısı olarak orduya girdiğinde de ona, “tamamıyla metalden oluşan” anlamına gelen Fullmetal lakabı veriliyor.

Dizi bu temel üzerine kurulu bir şekilde başlarken, olay kardeşlerin Felsefe Taşı’nı bulup bedenlerini geri getirmek istemeleriyle devam ediyor. Ancak bütün hikaye sadece onların bedenleri olmaktan çıkıp daha uçuk konulara kadar gidiyor. Kısacası dizi asla monoton ilerlemiyor. Hep bir aksiyon ve hep bir drama karşılıyor sizi. Öyle bir drama ki bazı sahnelerde gözlerinizin dolduğunu hissediyorsunuz. Bir oturuşta on beşten fazla bölüm izlediğimi hatırlıyorum. Bu da dizinin aslında ne kadar esnek bir yapıda olup asla sizi sıkmadığının bir kanıtı.

3. Fullmetal Alchemist: Brotherhood’un Büyü Sistemi

Dizinin isminden ve demin de bahsetmiş olduğum olay örgüsünden de anlayacağınız üzere dizi simyanın biraz daha farklı bir boyutuyla ilgili. Bizim okuduğumuz kitaplarda veya izlediğimiz filmlerde daha önce görmediğimiz bir simya olayı var dizide. Buradaki simya her ne kadar dizi boyunca bilim olarak gösterilse de bu, bizim dünyamız için bir büyü sistemi. Bu yüzden ben de FMA: Brotherhood’daki simyayı büyü türü olarak ele aldım.

Dünyamızda simya doğuştan gelen bir yetenek. Gerçek tarafından gönderildiği dizinin bazı kısımlarda ima ediliyor ama orijinini asla bilemeyeceğimiz şeylerden simya. Bu simyacılar doğuştan gelen bir güçle maddelerin şekillerini ve boyutlarını belirli bir kısıtlama altında değiştirebiliyorlar. Simyacıların fazlasıyla kullandığı ve dizide de çokça duyacağınız bir kural var: Eşit Takas Kuralı. Bu kural, simyacıların güçlerini sadece eşit miktarda bir şey feda edilirse kullanabilmelerini sağlıyor ve onları bu oranda kısıtlıyor. Buna ek olarak, bir objeye simya uygulamak için Değişim Daireleri’ne ihtiyaç duyuyorlar. Bu daireler simyacıların güçlerini değiştirmek istedikleri objeye yöneltmelerindeki en büyük etken. Ancak Gerçek’i görmüş olan insanlar (Edward ve Alphonse Elric gibi) bu dairelere ihtiyaç duymadan da simyayı uygulayabiliyorlar.

Dizi simya odaklı olsa da izleyen biri için çok fazla detaya inilmiyor en başta. Zaten dizinin gidişatına göre simyayla ilgili yeni şeyler öğrendiğinizden neredeyse hiç kafa karışıklığı yaşamıyorsunuz.


Kısaca FMA: Brotherhood fantastik edebiyata ve fantastik sinematografiye giriş için biçilmiş kaftan. Eğlendirmekten ağlatmaya kadar zıt duyguları size dolu dolu yaşatıp sizi bunlarla fazla sıkmayan, bununla da kalmayıp her ne kadar fantastik olsa da ciddi oranda kardeşlik, aile ve sevgi üzerine hayat dersleri veren bir dizi.

Bütün bölümleri severek izledim ve hiçbirinde dudak bükmedim. Sizin de bükmeyeceğinizi umarak bütün varlığımla diziye en azından bir kere göz atmanızı tavsiye ediyorum. İlerleyen incelemelerde görüşmek üzere.

Yazar:

Hacettepe Üniversitesi - İngiliz Dili ve Edebiyatı Yazar, çizer, okur.

Latest comments
  • İnsanın içinde bir daha izleme isteği uyandırıyor. Ayrıca daha batı tarzı olduğu için öğütmesi kolay bir seri hem de felsefe ile yakından bağlantılı gerçek, ahlak ve insan gibi kavramları sorgulayan bir seriydi. Ben de herkese gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Bu yazıyı bizlerle paylaştığın için sana da özellikle teşekkür ederim Ergün kardeşim.

Yorum Yazın