Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

Godo’yu Beklemek

Godot sanıldığı gibi ütopik bir eser değildir aslına bakıldığında. Hissederek okuyan herkese farklı lezzetler sunuyor olsa da kalbimizde bıraktığı en baskın tat; umuttur. Umut kelimesinin vücut bulmuş halidir desek de yeridir. Birbirinden çetrefilli yaşamların tam ortasında buluyoruz kendimizi. Ne bulunduğumuz yere aitiz ne de bulunmak istediğimiz yere dair bir fikre sahibiz. Ne burada olabilmenin ne de olunabilecek bir yerde olmanın sancılı sarkacında hırpalanıyoruz. Bu hırpalanışlar bize Godot olmaktan başka bir hal lisanı bırakmıyor. Öyle yorulduk ki… Kabımıza sığamadık önce dolduk, bir süre sonra aştık en son kaçınılmaz olarak da taştık işte. Godot’umuzu beklemeye başladık. Bu bekleyiş nihai bir sonun ne de hazin bir başlangıcın müjdecisiydi. Bekleyiş içinde hamlıktan pişmişliğe evrilirken gördük ki beklediğimiz Godot aslında bir başkası değilmiş. Ne tanrı ne bir kurtarıcı ne de mesihlerimizmiş. Bekleyişin kendisi haline gelen Godot aslında tam olarak bizmişiz. İçimizdeki ümit, umut ve inancın gittikçe birbirine harmanlanmasıymış. En fazla ihtiyaç duyulanın ta kendisiymiş. Kendimizde her durumda bulmayı umduğumuz güçmüş meğer Godot. İnsanı hem hayatta tutan hem de öldürebilen o devasa uyanışmış. Biz bilmeden Godot’a özneler atfetmişiz. “Benim Godot’um işte bu.” demişiz zaman zaman. Beklemişiz, ne beklediğimizi bile bilemeden, anlamlar yığmışız kayıp öznelerden. Ama Godot tam da o bekleyiş anına karışan özümüzmüş meğer. Hep buradaymış oysaki. Görmek için durmak gerekirmiş sadece. Çünkü bazı ilerleyişler yalnızca durduğumuzda başlarmış en küçük adımlarla.

İçinizdeki Godo’yu kendinize rağmen kendinize yem etmemeniz temennisiyle…

Paylaş
Yazar:

Ankara Gazi Üniversitesi son sınıfa gelmiş,felsefe okurken kendini ve dünyayı keşfetmeye niyetlenerek kelimelerin büyülü dünyasına dalmış,aklıyla değil kalbiyle düşünmüş,kendi ütopyasını kurmuş,İkinci Yenicilerin kelimelerinde kendini bulmuş,Küçük Prens'e ve o geminin bir gün geleceğine bütün kalbiyle inanmış,sonbahar saçlı bir kızın mecalinin yettiğince içindekileri anlatışı...

Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın