Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

Green Street Hooligans, Futbolun Karanlık Tarafının Hikayesi | Film İncelemesi #4

“Sadece nefret ettiğin birini düşün.”

          Green Street Hooligans (Yeşil Sokak Holiganları ) İngiltere yapımı bir dram ve aksiyon filmi.

Harvard Üniversitesi’nden haksız olarak kovulan Amerikalı Matt, İngiltere’de yaşayan ablasının yanına kaçıyor. Burada eniştesinin erkek kardeşi olan Pete ile arkadaş oluyorlar ve Pete onu İngiliz futbol holiganizminin derinlikleriyle tanıştırıyor. Matt, dostluğu sayesinde ayaklarını yere sağlam basmayı öğrenirken, herkesten sakladığı bu holiganlığın şiddetle çevrelenmiş dünyası içinde kayboluyor.

En başta Amerikalı olduğu için Pete’in arkadaşlarından büyük tepki gören Matt, Yankee lakabına uygun görünüyor. Bu kelime Kuzey Amerikalılara ithafen söylenen argo bir kelime olup Amerika’yı efemine olmakla da eleştiriyor. Futbolun erkeklikle özdeşleştirildiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğini ve Amerika’daki futbol oynama oranın çok düşük olduğunu göz önünde bulundurursak, Yankee kelimesi tam oturmuş diyebiliriz.

West Ham United maçlarına gitmesiyle başlıyor Matt’in macerası. Maç çıkışında karşı takımın taraftarlarının onları tenha bir yerde beklediklerini gören Matt, anlam veremiyor. Ancak Pete ve arkadaşları, sanki dünden hazırmış gibi pozisyon alıyorlar ve büyük bir kavga başlıyor. Hayatında hiç doğru düzgün kavga etmemiş olan Matt için, bu kısım çok şiddetli ve korkutucu geçiyor. Pete’den uzaklaşması gerektiğini biliyor ancak kendisine engel olamıyor. Burada da bir erkeğin efemine olmakla eleştirildikten sonra girdiği “erkek olma” psikolojisini rahatlıkla görmüş oluyoruz.

Kısaca Green Street Hooligans, sadakat, güven ve hayatı sınırına kadar yaşamanın çıkardığı sonuçları içeren bir hikaye.

          *Yazının buradan sonraki kısımları şaşırtıbozan* görünümlü bilgiler içeriyor, ancak tam anlamıyla şaşırtıbozan değiller. Okumaya devam etmenizi tavsiye ederim!*

Matt, her kavgada daha da gelişiyor ve kendi kendini savunabilecek bir pozisyona geliyor. Futbol holiganlığının karanlık tarafının bu olduğunu sandığı için yaptığı şeyler ona aşırı gelmiyor. Ta ki eniştesinin geçmişiyle ilgili karanlık bir olayı gün yüzüne çıkartana kadar. Ancak, Matt yine de korkmuyor ve yaptığı şeye devam ediyor. Ablası engellemeye çalışsa da Matt yolundan dönmüyor.

Pete ve arkadaşları farklı işlere sahip insanlardan fazlası değiller aslında. Aralarında düşük, orta ve hatta yüksek sınıfa mensup insanların olduğu grup, holiganlığın herhangi bir sınıf ayrımına ait olmadığının en büyük göstergesi bu filmde. Holigan olmak için İngiliz, erkek ve beyaz olmak zorundasınız gibi bir anlayış var. Şöyle ki atkıları onların bayrakları, botları onların silahları ve ceketleri onların zırhları oluyor. Kavga esnasında biri tutup da çekemesin diye saçlarını bile uzun bırakmıyorlar. Burada da İngiliz alt kültürü olan Skinhead’lere özendiklerini açıkça görebiliyoruz.

“Taraftarların sevmediği bir şey varsa o da gazetecilerdir.” diyor Pete ona. Matt de Harvard’da gazetecilik okuduğunu hatırlayıp onlara bundan hiç bahsetmiyor. Ancak Matt’in gazeteci babası ziyarete geldiğinde en azından bir görüşme yapıp geleceğini kurtarması için onu bir basın şirketine götürüyor. Pete’in arkadaşlarından biri Matt’i görüyor ve grupça  Matt’i dövüyorlar. Burada Pete aslında “taraftarlar” derken kendisi gibilerden bahsediyor ve gazetecileri onlara holigan demekle suçluyor. Yani, yaptıkları işi doğru kabul edip gazetecilerin yanlış olduğunu düşünüyor Pete ve tayfası. Dayak yedikten sonra Matt’i bir ikilemde buluyoruz: Holigan olarak kalmak mı yoksa Harvard’da başladığı gazetecilik kariyerine devam etmek mi?

Harvard’dan çıkarılma sebebi aklına geldiğinde, Matt holiganlığı seçiyor. Oda arkadaşı Matt’in dolabına kendi uyuşturucusunu saklıyor ve bulunduktan sonra, Matt kendini savunamıyor. Matt, bunu yapan kişiden intikam almak istiyor ve bunun tek yolunun kavgadan geçtiğini düşünüyor. Pete ve arkadaşları onu tekrar aralarına kabul ediyorlar etmesine, ancak işler Matt’in istediği gibi gitmiyor. Eniştesinin geçmişindeki olay, bir kan davası şeklinde tekrardan patlak veriyor ve korkunç şeyler oluyor. Matt bile ortaya çıkan kaostan korkarak ne yapacağını bilmiyor.

Filmin sonunda Matt’in artık dövüşmeyi öğrendiği için hakkını savunabilen bir “erkek” olduğunu görüyoruz. Artık sözlerin işe yaramadığı bir dünyada olduğu izlenimine kapılıp hayatında aldığı her kararı şiddet üzerine almaya başlıyor. Bu olay artık futbolu da aşıp genel olarak bütün çevresine yansıyor Matt’in.

          Green Street Hooligans sürü psikolojisini, maskülenliği ve şiddeti konu alan bir hikaye. Futbol sevdalısı olun veya olmayın, bu hikaye izlenmeye değer. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere.

          *İngilizce metinlerde kullanılan “spoiler” kelimesi Türkçeye uymaması ve kullanımındaki bayağılık ile bizleri rahatsız etti. Kendimizce bir kelime bulmak istedik. Sanırız ki tamamen Türkçe olan “şaşırtıbozan” buna en uygun karşılık olacaktır.

Yazar:

Hacettepe Üniversitesi - İngiliz Dili ve Edebiyatı Yazar, çizer, okur.

Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın