Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

İkinci Yeni Masalının Esin Perisi: Tomris Uyar | Kimi Okumalı #2

 

15 Mart 1941’de İstanbul’da dünyaya gelmiş Tomris Uyar. Babası Ali Fuat Gedik, hukukçu ve yazar; annesi Celile Hanım, tıpkı eşi gibi bir hukukçuymuş. İlkokulu Taksim’de bulunan Yeni Kolej’de tamamlayan Tomris Uyar, ortaokulu ise İngiliz High School’da okumuş.

Liseyi 1961 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde bitirerek, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’ne başlamış. Ve yazmaya daha lise yıllarındayken karar vermiş. Edebiyata meraklı olmasındaki en büyük etkenler ise annesi ve babası olmuş. Zira annesinin çevirileri, babasının da bir şiir kitabı varmış.

1962’de hâlâ üniversitede okurken ilk çevirisi olan Şekerden Bebek (Tagore) Varlık Dergisi’nde yayımlanmış. Bu sırada kolej aşkı Ülkü Tamer’le evli olan Tomris Uyar, mezun olduktan iki sene sonra, 1965’te de Türk Dili’nde yayımlanacak, ilk öyküsü Kristin’i yazmış. Ancak Ülkü Tamer ile evlilikleri, Ekin ismini verdikleri iki aylık bebeklerinin sütten boğulması üzerine fazlasıyla yıpranmış. Bu dönemlerde Cemal Süreya ile tanışmış Tomris Uyar.

Birbirlerini ilk kez Ankara’da Sanatseverler Derneği’nde gören ikili, daha sonra aşk yaşamaya başlamış. Cemal Süreya da Tomris Uyar da eşinden boşanmış ve 3 yıl sürecek fırtınalı birliktelikleri başlamış. Tomris’i çok sevmiş Cemal Süreya! Öyle ki akşam olduğunda, hemen eve gidermiş. Hiçbir zaman geç kalmaz, arkadaşlarıyla buluşmaz, dünyası haline gelmiş Tomris’ine koşarmış. Ama her şeyin fazlası gibi Süreya’nın aşırı düşkünlüğü de zararmış.

 

          ‘‘Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”

          Bu dönemde en güzel şiirlerini Tomris için yazmış Cemal Süreya. Ve sonunda ayrılık vakti gelip çattığında, ikisi de yaşadıkları aşktan öyle uzun uzadıya söz etmemiş. Zaten Süreya ayrılıklarında, söz konusu Tomris ise dilinin lal olacağını, onun hakkında hiçbir şekilde konuşmayacağını, büyük sevdasına açıkça söylemiş. Ve öyle de yapmış.

                                                                                     SAYIM

                                                                       Ayışığında oturduk
                                                                       Bileğinden öptüm seni

                                                                       Sonra ayakta öptüm
                                                                       Dudağından öptüm seni

                                                                       Kapı aralığında öptüm
                                                                       Soluğundan öptüm seni

                                                                       Bahçede çocuklar vardı
                                                                       Çocuğundan öptüm seni

                                                                       Evime götürdüm yatağımda
                                                                       Kasığından öptüm seni

                                                                       Başka evlerde karşılaştık
                                                                       İliğinden öptüm seni

                                                                       En sonunda caddelere çıkardım
                                                                       Kaynağından öptüm seni
                                                                                                        CEMAL SÜREYA

Cemal Süreya ile birlikteyken tanıştığı Turgut Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmalarla başlayan ilişkisi sonucunda Tomris Uyar ikinci evliliğini yapmış. En uzun soluklu aşkını da Turgut Uyar ile yaşamış. 1969 yılında evlenen çiftin bir de Hayri Turgut isminde oğulları olmuş.

Her ikisi de sanatçı olan ikilinin fırtınalı beraberlikleri, Turgut Uyar’ın 1985 yılındaki ölümüne kadar devam etmiş. Ve Tomris Uyar’ın rüzgarına kapılmış bir diğer ünlü şairimiz Edip Cansever de onu sevmeye devam etmiş.

 

                                                                                                                  Turgut Uyar ve Tomris Uyar


Tomris ise böyle anlatır Turgut Uyar’ı; ”Turgut her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”Bir zaman sonra Tomris, Edip Cansever’e tutulmuş. (Edebiyat dünyasının da çok iyi bildiği bir gerçek varsa o da; Edip Cansever’in Tomris Uyar’a olan hayranlığıdır.) Her yıl Mart’ın 15’inde (Tomris Uyar’ın doğum günü) bir şiir yayınlayarak hayranlığını bıkmadan usanmadan anlatmış şiirlerinde Edip.

Şu dizeleri yazmış onun için;

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de

Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle 

Ve yarışırsa ancak Monet’in 

Kadınlarına yaraşan giysilerinle

Gördüm de

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde

Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde

Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında

Öyle kısaydı ki adımların

Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle

Ölçülür ve denk düşerdi ancak

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Yok bir yanıtın ”nereye” diyenlere

Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın

Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere

O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun

Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden

Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki

Hani Etiler’den Hisar’a insek bile

Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın

Çok yaşında her zamanki çocuksun gene

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar

Mutfağın mutfak olalı böyle

Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı

Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene

Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma

Oysa güneş pek batmadı senin evinde

Söyle

Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.”

Tomris ise şunları söyler Cansever için;

”Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

          Pek çok kişi onu evlilikleri ve ilişkileriyle hatırlasa da Tomris Uyar, edebiyatımızın önemli yazarlarından bir tanesidir. Öykü, deneme, eleştiri gibi türlerde yazan Tomris Uyar, ayrıca pek çok çeviri yapmış, deyim yerindeyse hayatı boyunca kalemi elinden bırakmamıştır. En sevilen çevrilerinden bir tanesi de tüm zamanların en beğenilen kitapları arasındaki Küçük Prens’tir. Cemal Süreya ile birlikte yaptıkları bu çeviri edebiyat dünyasında çok beğenilmiş, ikilinin ilişkilerinin en verimli örneklerinden biri olmuştur.

Öykü, deneme, eleştiri, günlük ve çevirileri Papirüs, Yeni Dergi, Gösteri, Varlık ve Dost gibi dergilerde yayımlanan Tomris Uyar, ilk kitabı İpek ve Bakır’ı 1971 yılında yayımlamış. Yürekte Bukağı ile Yaza Yolculuk isimli kitaplarıyla Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazanan kadın edebiyatçımız, öykücülüğüyle Türk edebiyatındaki önemli isimlerden biri olmuş. 62 yaşında yakalandığı yemek borusu kanseri nedeniyle hayatını kaybeden ünlü öykü yazarı ve çevirmen, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiş.

 

Tomris Uyar’ın eserlerini okumak isteyenler içinse bir liste bırakalım;

İpek ve Bakır (1971), Ödeşmeler (1973), Dizboyu Papatyalar (1975), Gündökümü (1976), Yürekte Bukağı (1979), Yaz Düşleri – Düş Kışları (1981), Sesler, Yüzler, Sokaklar (1981), Gecegezen Kızlar (1983), Büyük Saat (1984), Rus Ruleti – Dön Geri Bak (1985), Günlerin Tortusu (1980-1984), Yaza Yolculuk (1986), Babayasaları, Anasözleri (1989), Yazılı Günler (1985-1988), Sekizinci Günah (1990), Otuzların Kadını (1992), İki Yaka İki Uç (1992), Tanışma Günleri (1995), Aramızdaki Şey (1997), İstanbul’da Zaman (2000), Gündökümü (2003)

 

                                                            Yazıyı Tomris Uyar’ın çok sevdiğim bir sözüyle bitireceğim;

”Sen uyuyordun bilemezsin. Kaç sigara içiyorum üst üste, kaç eski gazete okuyorum ilanlarına kadar. Her sabah kaç bin güçlükle önümdeki güne,getireceklerine.”

 

kaynakça:

www.paratic.com

https://onedio.com/haber/1-kadin-3-sair-296025

Paylaş
Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın