Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
 

Neye Göre Kime Göre İnsancılık?

Hümanizm; insanların zaten sahip olduğu değerlerin tedarik edilmesini amaçlayan akım, insancılıktır. Fakat her grup, görüş ve dönem, baskın olduğu kavramlar çerçevesinde farklı hümanizm anlayışlarına sahip. 20.yüzyıla kadartüm insanlar için şartlar iyileştirilemediğinden, gerçekçi ve her insanı kapsayacak evrensel bir tanımlama yapılamamış. Günümüzde o evrensel tanımlamalar yapılabilir hale gelmesine rağmen herkes için bir eşitlik pratikte söz konusu olamadığı için bu tanımlamaların yaşamda karşılık bulması zorlaşmıştır.

Tanımlamalarını akademik çalışmalardan okuduğumuz hümanizmin günlük hayattaki karşılığını bulamıyor oluşumuz, hümanizme olan inancımızı ve üzerine kurduğumuz yeni umutları yitirmemize neden oluyor. Tarihsel sürecine baktığımızda hümanizm; “insan” kavramından fazlasıdır. Antik yunana baktığımızda insanın tanımlanması, onun canlılığına bağlı değil siyasal yapıdaki rolü üzerinden yapılmıştır. Roma’da “insan”; kültür birikimi ve sanatsallığı barındıranı çağrıştırmak üzere tanımlanmıştır. Bu tanımdaki “insan” Roma dışında kalan insanları kapsamamaktadır. Kapsam dışındaki insanlara “barbar” denilmektedir. Bu örnekler ışığında baktığımız zaman; her tanımın insana farklı baktığını görebiliriz. Bu durumda yapılan her tanım, her açıklama, hümanizmin peşinden gittiği eşitlik ilkesine aykırı olarak her grupta ve coğrafyada farklılık göstermiştir.

Hümanizm kapsamında yapılmak istenilen fikri; oldukça iyi ve umut vaat edici fakat tarih boyunca yapılanları fikirden o kadar uzak ve amacından sapmış buluyorum. Hümanizm, hiçbir zaman doğuş fikrini gerçekleştirmek için adım atamamıştır. Hümanizm fikrini kullanarak insanları eşit haklara ulaştırmak için yola çıkan insanlar; bu fikrin sahibi oldukları için kendilerini “farklı” hissettiler. Devletler, bunu bir “hak” olarak dile getirip sonrasında hakkı sahibine “lütfedilmiş bir hayır” olarak sunarak bunu da kullandılar. Yapılanlar, Hümanizm’in doğasına aykırıdır. Bununla da kalmayıp hümanizmin “salt insanı” temel aldığını unutarak arkasında hakkını koruyan bir otorite yoksa bu hakkı insana teslim etmeyi kendi keyiflerine bıraktılar. Buradan bakıldığında Hümanizm ve insan haklarının amacının, özünde “üçüncü dünya ülkelerinden kendilerini, kendilerinden de üçüncü dünya ülkelerini korumak” olduğunu görürüz.2

Sivil toplumlar, gruplar insanlık için sessiz eylemler yapıp kurbanların mezarlarına çiçek bırakmaktan öteye gidemediler. Bu durumda insan hakları ve hümanizm fikri, devletlerin eline kaldı. Devletler ise “vatandaş”ı korurken “insan”ı koruyamadı. Devletsiz sığınmacıların mülteci kamplarına yerleştirilmeleri için başka devletin iznine ihtiyaç duyuyor oluşu, hümanizmi elinde tutanların bir “hak” değil “bağımlılık” fikri inşa ettiklerini gözler önüne seriyor. Böylece devletler “dayanışma” duygusu yerine “insancıl müdahale hakkı” kullanarak hümanizm adı altında hanelerine artı puan ekleyebiliyorlar. Haklarının peşinden gidemeyen devletsiz, güvencesiz “salt insan”; zamanla bir kurbana dönüşebiliyor. Hümanizm’in hayatına değmediği günleri bile özlemle anıyor hale geliyor. Amerika’da 19.yüzyılda kölelerin, yasayla özgür bırakıldıklarında ne yapacaklarını bilemeyip hayata devam edememeleri ile hümanizm sayesinde daha güzel bir hayat bekleyen insanların eski hayatlarını mumla aramalarının benzemesi çok acıklı.

Tüm bu olumsuzlukların ardında olumlu bir getirisi olsa bile o getiri uğruna tüm kötülüklerin “insancılık” adı altına sığınmasına artık dur denmesi ve hümanizmin, ilk amacına ulaşacak yeni bir yol izlemeyecekse tamamen tarihe karışmasını daha doğru buluyorum. Tıpkı ön planda ticaret sebep gösterilip köleleştirilen ve eziyetler edilen binlerce insanın geri gelmeyeceğini bile bile köleliğin kaldırılması gibi; hümanizm de daha fazla insanın gözünü umut ışığıyla kör edip onları fazla yaralamadan azalarak bitmeli görüşündeyim.

1. 20.yüzyılda (1948) İnsan hakları bildirisi yayınlandı. Kölelik kaldırıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

2. Eylem Yolsal, Felsefî Düşün, 283

BERNA EŞKİL

Paylaş
Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın