Okumak, tahlil etmek, çıkacak sesi berkitmek.
Ana SayfaView All Posts

View All Posts

Sevgiyi görsek Tanrı'yı görürdük insanın yüzünde. Tanrı sevgiden ibaretti. Ruhu doğrudan şaşanlar meşrulaşınca her şey gizlendi. Tanrı gücendi yolunu kaybedenlere ve onur bahşetti gizlenen her şeye. Bense bir köşeye çekildim sessizce. Yanıma birileri geldi. Kimdiler, neredeydik, kaç kişiydik? Önemli değil. Onları yazmak istiyorum. Onları unutmak

Edebiyat gayesi gütmeden kaleme alacağım bu seri, bizzat yol haritamızı çizmek içindir. Biz neyiz? Niçin kurulduk, bahsedebileceğimiz bir “biz” tanımı hangi şartlar altında oluştu? İşte bilhassa değinmemiz gereken sorular bunlar olsa gerek. Biz; talebeyiz, iştahlıyız. Evet, talep ediyoruz, gözümüz dönmüş. Talep ediyoruz; geleceğimizi, medeniyeti, hakikati. Hakikatin

          Öylece. Haklılıkla oturuyordu olduğu yere. Sanki zincirle bağlanmış gibiydi. Haksızlıkla bir şekilde baş edebilen insan, konu haklılık olunca ne yapacağını bilmemekte ısrarcıydı. Haklı olmanın en büyük zorluğu da buydu belli ki. Üstelik haklı olmak bir şeyleri değiştirmeye de yetmiyordu. Duyduğu cümleler sanki beynine ulaşamadan anlamını

           29 Ocak 1860’ta Azak Denizi kıyılarındaki Taganrog’da bakkal bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir. Dört çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur.           Babası Pavel Egoroviç; sert, otoriter ve dindar bir Ortodoks'tur. Altı çocuğunu da dindar birer Hristiyan olarak yetiştirmek ister ve olaylar gelişir. Babasının yanında bakkal çıraklığı yaptığı

 Nedir zorları bilmem; yaralardan oluk oluk Akan kanlarla yıkanmak mı, Yoksa yeni bir Golgotha yaratmak mı? Macbeth, I, ii, 45-48 i -           Kendimi bütün susuşlardan men edip aflar diliyorum. “af” ne soytarıca bir kelime. Dilime yakışıyor mu, gözlerimdeki arsız bakış, beni ele vermiyor mu? Misliyle kalkacağım ayağa, misliyle kuşanacağım

          Şeytan insanın kalbinden tanrıya sığındı. Bugün. Boğazımıza kadar borçluyuz kendimize. Bugün. Insan insanın kafasında umutlar kurdu. Tabanlarımıza kadar dünden alacaklıyız.           Gökle toprak arasında bir yer beğendi. Burası benim, dedi. Onu oraya koydular. Eşya gibi. Aldılar, götürdüler, bıraktılar. Kirpiklerinden yuva yapan kuşların yuvaları söndü. O yer kısır

          Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi ısınma ihtiyaçlarından dolayı bir araya toplanırlar. Kısa süre içinde okları ile birbirlerini yaraladıklarını fark edip birbirlerinden uzaklaşırlar, bu uzaklaşma tekrar yalnız kalmalarına yani üşümelerine neden olur. Bunun için birbirlerine yeniden yaklaşma ihtiyacı hissederler. Oklar rahatsız edene kadar birbirleriyle